Otomobil, özgürlüğün sembolü, kişilik artırıcı, penis ikamesi otomobil hesap vermelidir burada. Colin Cremin

Politikacılar da geri çağrılabilse....

Hava yastıklarında risk tespit edildi: 400 bin araç geri çağrıldı

Yapılan teknik incelemelerde, araçların elektronik kontrol sistemlerindeki bir yazılım hatasının güvenlik donanımları üzerinde beklenmedik etkilere yol açabileceği belirlendi.

HAVA YASTIKLARINDA RİSK

Yetkililer tarafından paylaşılan teknik detaylarda, söz konusu yazılım hatasının yan ve perde hava yastıklarının sürüş esnasında aniden devreye girmesine neden olabileceği ifade edildi.

Herhangi bir çarpışma olmaksızın hava yastıklarının açılma ihtimalinin, sürüş güvenliğini riske atabileceği belirtildi.


Söyleşi Kitabı, 2026

      

"Uluslararası terör, güvenlik önlemleri almak, güvenlik teknolojilerini geliştirmek ve güvenlik aygıtını sıkılaştırmak için çok iyi bir bahanedir. Uluslararası terörden ölen kurbanların sayısı, yollardaki ölümlerin sayısıyla kıyaslandığında gülünç biçimde düşüktür. Bir dolu insan yollarda ölüyor, ama medya bunlardan bahsetmiyor bile."

Zygmunt Bauman, Bilindik Olanı Yabancılaştırmak, 2026 

Ankara

  
Ankara'da otobüs kazasında 5 kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı: Minibüsün sahibi gözaltına alındı

Antalya

 

İş dönüşü yaşanan ve 7 kişinin hayatını kaybettiği feci kaza sonrası yol trafiğe açıldı

Kazayı haber alarak olay yerine gelen hayatını kaybeden sera işçilerin yakınları gözyaşlarına boğuldu. Zaman zaman sinir krizleri geçiren vatandaşları yakınları sakinleştirmeye çalışırken, feci kazada hayatını kaybeden sera işçileri ile aynı köyde yaşayan Tanju Duran, "Hepsi bizim köyden Kocaaliler kabasından, sera işçileri. İş çıkışı evlerine dönerken tır çift şeritli yolda hızlı geliyor. Duyduğumuza göre kaydırmış aracı biçmiş, talihsiz bir kaza. Burdur’un Bucak ilçesi Kocaaliler kasabasından, buradan yaklaşık 15-20 kilometre evleri, 5-6 kilometre geride Karaöz’de serada işçi olarak çalışıyorlar" dedi.



Hız


Motosiklet sayısı 7 milyon 200 bini buldu: İki kazadan birinde payı var

2019’da trafiğe kayıtlı motosiklet sayısı 3,3 milyondu. Aynı yıl motosikletlerin toplam taşıtlar içindeki payıysa yüzde 14,1’di. Motosikletler 2019’da 266 bin 872 kazaya karıştı. Bu kazalarda 1553 kişi öldü.

Motosiklet sayısı 2026’da iki kattan fazla artarak 7,2 milyona ulaştı. Bu araçların trafikte payıysa yüzde 20,9’a yükseldi. Motosikletler geçen yıl 288 bin 318 kazaya karıştı. Bu kazalarda 1675 kişi öldü.

1990 Can Güvenliği

 İNSANA SAYGI MİTİNGİ

24 Şubat 1990  
Zonguldak
Çektiğimiz fotoğraflar peşimizi bırakmıyor. İşçi ölümleri seni beni ilgilendirmez gibi görünür. Ancak, zamanla yarışan işçi servisinin bir öğrenci servisi ile çarpışması beklenmedik değildir. Ya da bir kuryenin hemen ulaştırmaya zorunlu olduğu kebabının altında kalmak...
+
İnsana Saygı Mitingi yaklaşık 25 binlik katılımla yapıldı. Peş peşe gelen ölümler çok sayıda sendikanın Zonguldak'ta buluşmasıyla sonuçlandı.
+
BUGÜN bol haber, bol rapor, bol istatistik, bol Allaha havale var!

 F: İbrahim Akyürek





Yunanistan

 

Yunanistan’daki tren kazasında devlet sorumlu bulundu

Yunanistan’da 28 Şubat 2023’te meydana gelen ve 57 kişinin yaşamını yitirdiği Tempi tren faciasına ilişkin açılan bir tazminat davasında, mahkeme ilk kez devletin sorumluluğunu kabul etti.

Atina İdari İlk Derece Mahkemesi’nin verdiği karara göre, hayatını kaybeden bir kişinin yakınlarına yaklaşık 400 bin avro tazminat ödenmesine hükmedildi.

Kararda, Yunanistan devletinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı aracılığıyla demir yolu ağındaki riskli ve yetersiz koşullardan uzun süredir haberdar olmasına rağmen gerekli denetimleri yapmadığı ve önlemleri yeterince hayata geçirmediği vurgulandı.

Mahkeme ayrıca, bu ihmallerin kazanın meydana gelmesinde etkili olduğuna ve gerekli tedbirler alınmış olsaydı facianın önlenebileceğine dikkat çekti.  57 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRMİŞTİ

      

 

Sermaye

Volkswagen Hitler ve NATO’nun ardından şimdi de Netanyahu’ya mı çalışacak?

Financial Times’ın haberine göre, Volkswagen, İsrailli şirketle, Osnabrück fabrikasında üretimi otomobilden füze savunma sistemlerine kaydırmayı öngören bir anlaşma için görüşmeler yürütüyor.

Habere göre şirketler, Alman fabrikasını İsrail devletine ait grubun Demir Kubbe hava savunma sistemi için bileşenler üretir hale getirmeyi hedefliyor.

Almanya Savunma Bakanlığı konuya ilişkin yorum yapmayı reddetse de Alman hükümeti saldırıların başından bu yana İsrail ve ABD’yi destekleyen açıklamarıyla biliniyor.

      

  'Demir Kubbe'ye ekipman üretimi: Volkswagen yalanlamadı

Fabrika-insan

 

Dijital platformlar ve kapitalizm

 Fakat dijital kapitalizme baktığımızda sadece fabrikada çalışan işçi değil ekran başında sosyal medyada olan herkes birer metadır ya da dijital platformlar için hammaddedir. Burada tüm insanlığın metalaşması söz konusudur. Artık metalaşma sonucu kişinin kendine ve çevresine karşı yabancılaşması sadece fabrikalarda değil dijital olan her yerdedir. Ayrıca metalaşmada mekânsal sınırların aşılması insanı günün her saatinde her zaman dijital kapitalizmin objesi olmaya itmektedir. Çünkü dijital kapitalizm davranış üretir, veri toplar ve tahmin satar. İnsan faaliyetleri ekonomik değere çevrilebilir bir veri akışına dönüştürülmüştür.

 Fabrika-insan veya kullanıcı-insan, dijital platformlar tarafından esir alınmıştır aslında. Fakat bu esaret zorla değil gönüllü olarak gerçekleşir. Çünkü başta insan dijital platformların kendisine bedava hizmet sunduğunu varsayar. Para vermeden birçok hizmet alabilmektedir ve bu durumda insan ekranda kaldıkça optimum fayda sağladığını düşünür. Oysa kişi dijital platformda vakit geçirdikçe hem ona bağlanmış olacaktır hem de teknoloji şirketlerine veri sağlayarak onlara gelir getirecektır. Dijital platformlar görünmeyen bir sözleşmeye dayanır ve kişiler (kullanıcılar) bilmeden ekonomik sürecin bir parçası haline gelirler. 

 Son olarak insan kendi kendine akıl yürüten, karar alan, seçim yapan etken bir varlıktan kendisine benimsetileni seçen ve fakat seçtiğini zanneden edilgen bir varlığa dönüşmektedir. Dijital platformların insanları bu şekilde esaret içine alması ve onları kendisine bağlamasının en önemli nedeni kişilere sunduğu hizmetlerin çabasız ve kolay olmasından kaynaklanmaktadır. Kolaylık ve rahatlık insanlar tarafından hemen satın alınmaktadır. Aynı zamanda sorunun cevabının bekleme süresinin çok az olduğu ve her sorunun bir cevabı olduğu dijital platformlarda insanların toplumdan kopuk, kendi benliğine dönmüş varlıklar haline gelmesi daha da hızlanacaktır. Bu, kişilerin siyasal duyarlıklarını da pasifize etmeye yöneliktir. 
Burak Gürbüz  haber.sol

 

Gebze

“BAKANLIĞIN YANITI VİCDANLARI TATMİN ETMEDİ” 
“7 yaşındaki Zonguldaklı Ela kızımız, eğitim gördüğü okulunun bahçesinde servis aracını ararken meydana gelen feci kazada can verdi. Kahreden bu olayla ilgili Meclis’e sunduğumuz önergemize sorumlu Bakanlık, ‘yönetmelik – mevzuat’ anlatarak yanıt verdi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, servis değişikliğinden rehber personel yokluğuna kadar uzanan ağır ihmal iddialarını cevaplamak yerine, yönetmelik maddelerini sıralamakla yetindi. Bakanlığın yanıtı vicdanları tatmin etmedi.
 
"YÖNETMELİKLERE UYULSAYDI ELA BUGÜN HAYATTA OLURDU"
 
Bakan Yusuf Tekin yanıtında bize yönetmelik maddelerini hatırlatıyor. Oysa zaten yönetmeliklere uyulmadığı için bu kazalar meydana geliyor. Yönetmelikler uygulansaydı; 7 yaşındaki yavrumuz, yanında bir rehber personel olmadan okul kapısından tek başına çıkamazdı. Velisinden habersiz servis aracı değiştirilemezdi. Yönetmelikler uyulsaydı, sorumlular denetlenseydi Ela bugün aramızda olurdu. Biz Bakana ‘kurallara neden uymadınız?' diyoruz, Bakan ‘kurallarımız var' diyor.

Yunanistan

 

Yunanistan'da 57 kişinin öldüğü tren kazası davası başladı

Yunanistan'da 57 kişinin ölümüyle sonuçlanan tren kazasına ilişkin dava, Larissa'da düzenlenen protesto ve grevler eşliğinde başladı. Demir yolu çalışanlarının sembolik olarak 24 saatlik greve gitmesi nedeniyle Pazartesi demir yolu seferi yapılmadı. Halk, katılımcı sayısının fazlalığı nedeniyle Larissa Üniversitesi'nin konferans salonuna taşınan davanın görüleceği binanın önünde toplandı.

28 Şubat 2023'te meydana gelen kazada başkent Atina'dan Selanik'e gitmekte olan, yolcuları öğrencilerden oluşan bir yolcu treni Tempi'de bir yük treniyle çarpıştı. İki trenin, herhangi bir alarm sisteminin devreye girmemesi nedeniyle 10 dakikadan uzun süre aynı hat üzerinde ilerlediği kaydedildi.

Kurbanların çoğu çarpışma sırasında hayatını kaybetti, ancak ulusal soruşturmacılara göre kazada sağ kalan yaklaşık yedi kişi de çıkan yangın nedeniyle yanarak öldü. 
Kazayla gün yüzüne çıkan ihmaller zinciri

Aklımızda bulunsun:

 

 Trump ve İsrail ile birlikte savaşan tekno-çeteler    

  • Elon Musk (Tesla & SpaceX): Trump'ın en yakın müttefiklerinden biri olarak törenin merkezindeydi.
  • Jeff Bezos (Amazon): Amazon, tören fonuna 1 milyon dolar bağışta bulunmuş ve Bezos törene katılım sağlamıştır.
  • Mark Zuckerberg (Meta): Meta da 1 milyon dolar bağış yapan şirketler arasındadır; Zuckerberg törende hazır bulunmuştur.
  • Sundar Pichai (Google/Alphabet): Google törene 1 milyon dolar bağış yapmış, Pichai bizzat katılmıştır.
  • Jensen Huang (Nvidia): Nvidia, 1 milyon dolarlık bağışıyla törenin en büyük destekçilerinden biri olmuştur.
  • Sam Altman (OpenAI): Yapay zeka sektörünü temsilen bağışçı ve katılımcı listesinde yer almıştır.

  

Çaycuma / Yüreksizler!

"Çünkü bu iş sadece metalden, motordan, hoparlörden ibaret değil…Bu iş yürek işi."

Çaycuma

Çaycuma Çevre Gönüllüleri’nden Hakan Tosun Cinayeti Açıklaması: “Katiller ve Azmettiriciler Cezasız Kalmayacak”

Çevre Gönüllüleri tarafından yapılan açıklamada, Hakan Tosun’un 10 Ekim 2025 gecesi İstanbul Esenkent’te bir elektrik direğinin dibinde otururken motosikletli bir grubun saldırısına uğradığı hatırlatıldı.

Açıklamaya göre Tosun, sekiz dakika süren ilk saldırıda ağır darbelere maruz kaldı. Ayağa kalktığını gören saldırganların dört–beş dakika sonra yeniden olay yerine dönerek Tosun’a ölümcül darbeler vurduğu belirtildi. İkinci saldırıdan yaklaşık 10 dakika sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırılan Tosun’un beyin ölümünün gerçekleştiği ve entübe edildiği ifade edildi.

Çevre Gönüllüleri, “Buraya kadar yaşananlar bir insan cinayetidir. Ancak sonrasında yaşananlar bir hukuk cinayetidir” değerlendirmesinde bulundu.
 
“Deliller Toplandı, Tutuklama Yok” 
                                     

Ölmeden önce...

 

Ölmeden önce 
Trafik kazalarının nedenleri ve ulaşım politikası konusunda hemen okunması gereken ilk on dört kitap : 6 
1-Otomobilin Ekolojisi Peter Freund-George Martin
2-İnsan ve Otomobil, Erdoğan Özkale
3-Türkiye’de Trafik Kazaları Gerçeği 1-2Osman Öztürk
4-Kırmızı Işıkta Son Tango, Cengiz Hortoğlu
5-Ulaştırmanın Sefaletinden "Canavar" RetoriğinePervin Erbil
6-Modernizm, Otomobil Kültürü ve Reklam, Serpil Aygün Cengiz
7-Ve İnsan Otomobili Yarattı, İlya Ehrenburg
8-Yürümeye ÖvgüDavid le Breton
9-Enerji ve Eşitlik, Ivan Illich
10-Hayatımız Trafik ('Trafik Canavarı' Neyi Gizler?)İbrahim Akyürek
11-Yavaşlık Milan Kundera
12-Oto-mobil: Bir Röntgen Denemesi (Cogito dergi-Sayı 24)
13-Otomobil Virüsü, Hermann Knıflacher  
14-Türkiye Karayolu Güvenliği (Dünü, Bugünü ve Hedefleri), Gürdoğan Doğrul

Zonguldak

Mart 1992  Kozlu Grizu 263 İnsan
Mart 1983 Kandilli (Armutçuk) 103 İnsan
F: İbrahim Akyürek / Kozlu
Kandilli (Armutçuk)
  

Uyanık ama uyuşuk, öfkeli ama pasif, acı dolu ama suskunlaştırılmış

  

Hatırlamak politiktir, hatırlatmak en onurlu direniştir

Türkiye’nin tarihiyle ilişkisi, kronik bir amnezi hastalığını andırıyor. Her felaket sonrası aynı döngü: Acı, öfke, hesap sorma vaatleri, sonra yavaş yavaş sinen bir sessizlik. 17 Ağustos 1999 depremi, Soma maden faciası, Roboski katliamı, Suruç bombalaması, 10 Ekim katliamı, Kartalkaya yangını… Her biri kolektif belleğimizde birer kara leke olarak dursa da, toplumsal düzeyde ne kadar hatırlanıyor? Ya da şunu sormamız gerekli; hatırlamak için ne yapıyoruz, hatırlamamıza ne kadar izin veriliyor?

Ülkede gündem olması gereken her travma, her balçıkla dolu haber yeni bir karmaşa, yeni bir zam, yeni bir tutuklama, yeni bir düzenleme ile hasıraltı ediliyor. Yetişemiyoruz hiçbirine… Böylece hesaplaşılmayanlar, toplumsal bilinçaltında birer travma olarak kalıyor ve kendini tekrar eden ve yine hesaplaşılmayacak başka trajedilere zemin hazırlıyor. 6 Şubat’ta yıkılan binalar aslında 1999’da yıkılan binaların hayaletleriydi. İnşaat sektöründe yolsuzluklar, imar affları, denetimsizlik hepsi unutulmuş facialardan beslenen bir sistemin parçalarıydı. Kartalkaya’daki yangın, sistemin kurtlu kirişlerinin üstümüze çöküşüydü.

Beklediğimiz sorumluluk alma, özür dileme, istifa etme gibi onurlu hareketler yerine her defasında medya üzerindeki baskı, dosyaların kapatılması, sorumlulukların alt pozisyonlardaki kişilere atılması, kurbanların sesinin bastırılması, “kader”, “imtihan”, “milletin sağduyusu” gibi söylemler, sorumluluğu bulanıklaştırırken öfkeyi pasifize etmeye çalışıyor. Kolektif hafızamız tüm bu travmaları hatırlayıp buna göre hareket etmeliyken politik hafıza, acıyı domestike ederek tehlikesizleştirmeyi başarıyor. Biz de buna izin veriyoruz, bilinçsizce, yorgun argın, hatta biraz pısırıkça. Uyanık ama uyuşuk, öfkeli ama pasif, acı dolu ama suskunlaştırılmış.


   İşte bu nedenle, enkaz altındaki hayatlar, yavaş yavaş istatistiklere, rakamlara, anonim acılara dönüşen kadın cinayetlerinin her biri sadece yıl dönümlerinde değil; her gün hatırlanması, birbirimize hatırlatmamız, fısıldamamız gereken olaylar. Hatırlamak ve hatırlatmak bize yaşatılan her şeye karşı en güçlü direniş biçimi. Çünkü senede bri gün topluca yas tutulurken, neden öldükleri (yolsuzluklar, sorumsuzluklar, sistem) unutuluyor. Bizi yönlendirdikleri seçici yas, acıyı bireyselleştiriyor, kolektif öfkeyi parçalayarak her birimizi sindiriyor. Ancak hatırlamak ve tanıklık etme ile çıkabiliriz bu döngüden. Hatırlamak, bu sistemle hesaplaşmak demektir. Politik değil midir? Elbette politik, bugün nefes alma bile politik! Hatırlamak ise iktidarın “normal”leştirme çabalarına karşı bir direniş artık. Hatırlayan toplum, aynı yanlışlara sessiz kalmayan toplumdur. Hatırlamak, geleceği şekillendirme mücadelesidir. Yoksa sonsuza dek aynı acıları yaşamaya devam edeceğiz…
Heja Bozyel    T24

                                    

ve ‘‘olası kast’’

 

Deprem ve ‘‘olası kast’’

Oysa ki, devletin vatandaşların yaşam hakkını korumayla ilgili pozitif bir yükümlülüğü olduğu Anayasa’nın ilgili maddesiyle düzenlenmiştir. 

Bu konuda hep şu örneği veririm: Örneğin otomobilinizle yola çıkmadan önce emniyet kemerini bağlamak, hatta aracınızdaki herkesin (arka koltukta bile) bağlamasını sağlamak, kanunla zorunlu hale getirilmiş ve bu hususun ihlâli cezaya tabidir. Bu, "devletin, vatandaşının yaşamını korumak ve gözetmesiyle" ilgili en tipik yaptırımıdır.

Ne devlet "Bana ne ya? Takmayan olası bir kazada ölümü göze alır" deme hakkına sahiptir, ne de vatandaş "Devlet ne karışır ya? İstersem takarım istemezsem takmam." deme lüksüne.

İşte tam da bu yüzden, yukarıda sözünü ettiğim "...neticenin gerçekleşmesini göze alarak ‘olursa olsun’ şeklinde düşünerek bir fiilin gerçekleşmesi..." durumuna yani "olası kasta" dikkat çekmek gerekir.

6 Şubat depremleri de 1999’da yaşadığımız büyük Marmara Depremi de, Soma katliamı da, Sakarya havai fişek fabrikası patlaması da, Rize - Kastamonu gibi yerlerde yaşadığımız büyük sel felaketleri de, Kartalkaya yangını da, devasa orman yangınları da, Suruç ve Ankara Garı katliamları da, Çorlu toplu tren katliamı da, hepsi "devletin önleme sorumluluğunu yerine getirmediği ve bu yüzden göz göre göre insanların yaşamının hiçe sayıldığı" cinayetlerdir.  

 Zafer Arapkirli   Birgün

Hasan Kaçan

Yıl 2018
      
2018'deki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi çıkarılan imar barışı reklamı sosyal medyada yeniden gündem oldu.

 

ölüm makinesi


Bir günde iki ayrı kaza: Hız ölüm getirdi

Otobüsteki yolculardan Ahmet Kodaz, ‘‘Yol sisliydi, şoför çok hızlı geliyordu. Viraja yaklaşınca, virajın sert olduğunu biliyorum, tutundum ama şoför virajı alamadı. Yana doğru yattı, sürüklendi, bariyerlere çarptı. İnsanlar düşmeye başladı, tutmaya çalıştım ama tutamadım’’ dedi. Bölgede oturan ve işletmesi olan Fatma İnce ise ‘‘Bu yol ölüm makinesi. Sürekli kaza oluyor. Acil bir çözüm bulunmalı. Yetkililerden destek istiyoruz. Bir çalışma yapılsın bu yolda’’ dedi.

Kamera

Ezgi Alya Yiğit davasında sürücüye verilen 1 yıl 8 ay ceza onandı, dosya AYM’de

Cumhuriyet’e konuşan Yiğit ailesinin avukatı Artuğ Pir, “Dosyada taleplerimiz oldu. Esas talebimiz bir şekilde kamera görüntüsünü elde etmekti. Kamera görüntüsü elde etmek için de çok çaba verdik. Defalarca karakollara müzakere yazıldı. Olay yerini tam olarak görmese bile olay yerine yakın yerleri görebilecek kameraların getirtilmesini istedik ama elde edemedik. Elde edemememizin nedeni olarak aldığımız cevaplarda görüntülerin geri getirilmesinin teknik olarak mümkün olmadığı veya olay yerini gördüğü değerlendirilen kamera görüntüsünün olmaması şeklindeydi. O kamera görüntüleri olmadığı için karar beyanlar ve bilirkişi incelemeleri neticesinde oluştu” dedi. Pir, AYM’den gelecekler kararı beklediklerini dile getirdi. 
DESTEĞİ İHTİYACIMIZ VAR

Yiğit’in ablası Kübra Yiğit ise, “Biliyoruz ki Ezgi’nin davası siyasi müdahalenin çok fazla kendini gösterdiği bir dava haline dönüştü. Her zaman bu bize hissettirildi ve verilen kararlarda, soruşturma ve yargı aşamasında bunun etkisini çok fazla gördük.

HIZ VE AZ ZAMANDA ÇOK İŞ:


Yemeksepeti kuryeleri ülke genelinde iş bıraktı: Sistem canımızı yok sayıyor 


ALGORİTMA BASKISI 
Motokurye İşçileri Derneği Başkanı ve aynı zamanda Yemeksepeti kuryesi olan Seyhun Kavut motokuryelerin çalışma koşullarını şu şekilde anlattı: “Bizler trafikte sürekli hız baskısı altındayız. Bu baskının nedeni tamamen algoritma. Siparişi mümkün olan en kısa sürede teslim etmemiz dayatılıyor. Buna karşı çıktığımızda ise hesaplarımız kapatılıyor, işimizden oluyoruz. Sürekli hız baskısı altındayız. Bunun nedeni tamamen algoritmanın dayattığı teslimat baskısı. Siparişi mümkün olan en kısa sürede müşteriye ulaştırmamız isteniyor. Buna karşı çıktığımızda ise işimizi kaybediyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı teslimat sürelerinin kaldırıldığını açıklamış olsa da platform şirketleri buna uymuyor. Denetlenmiyorlar ve hâlâ 15 dakika, yarım saat gibi süreler dayatılıyor. Bu durum doğrudan hayatımızı tehlikeye atıyor. Kuryelerin büyük bölümü evli, çocuklu, kirada yaşayan, kredi ve kredi kartı borcu olan insanlar. Bağ-Kur’umuzu ödeyemiyoruz, vergilerimizi ödeyemiyoruz çünkü kazancımız çok düşük. İşimizi kaybetme korkusuyla trafikte kendi canımızı tehlikeye atmak zorunda kalıyoruz. Bu, algoritmanın dayattığı güvencesiz çalışma düzenidir. Hepimiz sigortasız çalışıyoruz.”

Kayıtlı en az 200 bin ve kayıtdışı binlerce motokuryenin yaşadıkları sorunlara değinen Kavut, konuşmasına şu ifadelerle devam etti: “Günlük hayatta da insan onuruna aykırı muameleyle karşılaşıyoruz. Sitelerin içine alınmıyoruz, alındığımızda ise insan asansörü yerine yük ya da çöp asansörlerine yönlendiriliyoruz. Çöp kokuları içinde sipariş teslim ediyoruz. Sipariş geciktiğinde müşteriler bize kızıyor, trafikte insanlar bizi suçluyor. Oysa bu tablo sistemin dayatması.

Bizim ne maaşımız var ne sigortamız. Karda, buzda düşsek, ayağımız kırılsa, iki ay çalışamasak hiçbir güvencemiz yok. İşsizlik maaşı yok, firma güvencesi yok. Tamamen sosyal güvencesiz, herkes tarafından ezilen bir sektör haline geldik.”

HIZ

 

Kurye Hakları Derneği, 2025 yılında Türkiye genelinde en az 44 kuryenin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini, ölenlerin yüzde 61’inin ise 18-28 yaş aralığında olduğunu açıkladı. 
Dernek tarafından yayımlanan raporda, Türkiye’de kurye ölümlerine ilişkin herhangi bir resmi istatistik bulunmadığına dikkat çekilerek "en az" ifadesinin önemine vurgu yapıldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı gibi yetkili kurumların toplam çalışan kurye sayılarını ve ölüm verilerini kaydetmediği ifade edildi. Vakaların; Kurye Haber ve İSİG verileri, sendika ve derneklerin dijital kanalları, avukatlardan alınan bilgiler ve medya taraması yoluyla derneğin kısıtlı imkanlarıyla kayıt altına alınabildiği belirtildi. 2024 yılında 63 olarak tespit edilen ölüm sayısının 2025’te 44’e düşmesinin, toplam çalışan sayısı bilinmediği için doğrudan bir iyileşme olarak yorumlanmaması gerektiği kaydedildi. Ölümlere yol açan faktörler arasında paket başı ödeme sistemi, hız temelli primler, düşük ücretler, uzun çalışma saatleri, yetersiz ekipman ve zorlu hava koşulları sıralandı. Hayatını kaybeden kuryelerin yarısının dijital platformlar adına "esnaf-kurye" modeliyle çalıştığına işaret edilerek, bu sistemin işçi sağlığı ve güvenliği açısından ciddi biçimde ele alınması gerektiği vurgulandı. Raporun sonuç bölümünde, toplam kaç kuryenin çalıştığının ve bunların kaçının platform çalışanı veya 4/a statüsünde olduğunun düzenli olarak açıklanması talep edildi.

  Yemeksepeti kuryeleri iş bıraktı  

Sürekli

   

Sürekli başkalarının acısına bakmak bizi daha duyarlı yapar mı?

Neyse uzatmayalım, böyle kaya kaya bakarken İran ile ilgili bir haber geçtim, İtalyanca bir dil postu, ardından Trump’ı gördüm, bir işçi ile tartışıyor ve ona el hareketleri yapıyor, ardından bir konser, Londra’da bir senfoni orkestrası Türkçe bir şarkı çalıyor, ardından bir idam haberi ve hemen arkasından bir LGS kursu reklamı. Ben az evvel ne okudum diyerek hemen birkaç önceki postu germeye çalıştım ve idam haberini bulup, okudum. İran’dan gelen yürek dağlayan önceki haberlerden biri değildi bu, bu bambaşka bir boyut aldığını gösteriyordu oradaki durumun. Sabah da cenazeleri teslim etmek için yüklü paralar istendiğini görmüş ve hatta İranlı iki arkadaşımın paylaştıkları makale ve haberleri okumuştum. Bilmiyor değildim, okumuştum hepsini, haberim vardı ama nasıl hayatıma bunları hiç bilmiyor gibi devam edebiliyordum, ne oluyordu bana? İçimi dağlayan bir haberin hemen ardından başka bir şeye nasıl geçebiliyordum?

Susan Sontag, başkalarının acısına bakmanın bizi kendiliğinden daha iyi, daha ahlaklı ya da daha duyarlı kılmadığını söylerken aslında bakmanın kendisini değil, bakmanın koşullarını tartışıyordu. Görüntünün tek başına etik bir eylem olmadığını, hatta çoğu zaman bir rahatlama işlevi gördüğünü hatırlatıyordu. Acıya bakarız, etkileniriz, sonra hayatımıza devam ederiz. Bugün bu döngü eskisinden çok daha hızlı. Acı, artık akışın içinde tüketilip geçilen bir durak gibi. Çünkü görmenin fazlası, anlamın aşınmasıyla sonuçlanabilir ancak. Sürekli maruz kalmak, duyarlılığı yönetilebilir, tolere edilebilir, hatta görmezden gelinebilir kılıyor sadece.

Aslı Kotaman   T24 

Dayanışma

 Başka Canımız Yok 

O yangın...

Bu ülkede 36’sı çocuk 78 insan göz göre göre yandı. Tek bir yetkili, sorumluluk üstlenmedi. Geride kalanlar yakınları unutulmasın, adalet yerini bulsun diye çırpınıyor. Kartalkaya faciasının yıldönümünde yalnız kalmamalılar.

 

ANMAK SORUMLULUKTUR

Kartalkaya’da yitirilenler için de birinci yıldönümü nedeniyle bir dizi anma gerçekleştirilecek. Onlardan ilki bugün saat 09.30’da Caddebostan Migros önünde başlayacak. Katılımcılar yapılan açıklamaların ardından sahilden Bostancı’ya doğru koşacak ya da yürüyecek.

Sadece onlar için değil, Maraş depreminde yitirilenler için de yapılacak bu koşu ve yürüyüş. Kartalkaya ailelerinin kurduğu “Başka Canımız Yok” platformu, ‘Adalet Peşinde Aileleri” ve ‘Şampiyon melekleri yaşatma derneği” ve KIZÇEV anmada yer alıyor. Anma için yapılan çağrıda şöyle denildi: “Bugün Kahraman Maraş merkezli depremlerde ve Kartalkaya’da yitirdiklerimizi anıyoruz. Anmak, yalnızca “başka canımız yok” diyerek yüksek sesle haykırmak değildir. Anmak, yalnızca “adalet arayan ailelerin” yanında olmak ya da “Şampiyon Melekleri yaşatmak” için çabalamak da değildir. Anmak, her şeyden önce ahlaki bir sorumluluktur. Olan biteni görmezden gelmek, susmak, unutmaya katkı sunmak demektir. Ve unutma başladığında, etik de yara alır.”

Sorumlu

              

Kartalkaya faciasında şüpheliydi: Bürokrat görevden alındı 

Gazeteci Alican Uludağ'ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşıma göre, Bülent Çınar Çavuş aynı zamanda dosyanın şüphelisi. Uludağ, "16 Aralık 2024 tarihinde otelde yapılan denetim sırasında yangın güvenliği ile ilgili hiçbir eksikliği tespit etmeden yangından bir gün sonra rapor düzenlemişlerdi" diye yazdı.

Katliamda sorumlu olarak gösterilen kurumlar arasında yer alan Kültür ve Turizm Bakanlığı, bürokratlarına soruşturma izni vermemişti. Danıştay Birinci Dairesi ise dokuz bakanlık personeline yönelik soruşturma izni verilmemesi kararını kaldırmıştı. Bu isimlerden biri de Bülent Çınar Çavuş’tu.

Zonguldak

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, "kazaya etken yol sorunu yoktur" şeklindeki trafik tespit tutanaklarını dikkate alarak, olay yerinde oto korkuluk (bariyer) bulunmamasından sorumlu tutulan karayolları şefi S.A.'nın beraatına karar verdi. Mahkeme; denetim mekanizmasında yer alan kamu görevlileri Mustafa S., Emre K., Ender B., Mehmet K., Kadir B. ve Mustafa Y.'yi ise suçlu buldu. 6 sanık, "zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma" suçundan ayrı ayrı 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı.

2025

  %22 Trafik  Servis Kazası

Yıl 2016 / Kitap

"Geriye ne mi kaldı? Şimdi büyük bir kitle var, o sert babanın kendilerine yaşattığı olumsuz nice duyguyu bir kardeşinde yaratıp rahatlamaya çalışıyorlar... İşte kin tam da budur.(s.319) 
Cemal Dindar