Otomobil, özgürlüğün sembolü, kişilik artırıcı, penis ikamesi otomobil hesap vermelidir burada. Colin Cremin

Kaza geliyorum...


TBMM’ye araştırma önergesi verildi: 'Van-Hakkâri yolu ölüm koridoruna dönüştü'

Gerekçe metninde paylaşılan verilere göre, yaklaşık 15 aylık süre zarfında meydana gelen 11 ayrı kazada en az 29 yurttaş yaşamını yitirdi, en az 36 yurttaş ise yaralandı. Önergede; Yüksekova, Şemdinli, Çukurca ve Derecik yolları ile Zernek Barajı, Gedikbaşı ve Yüksekova Havalimanı Kavşağı gibi kritik noktalarda yaşanan kazaların artık münferit sayılamayacağı ve kronik bir kamu güvenliği sorununa dönüştüğü ifade edildi.
 
“Sorumluluk yalnızca sürücü kusuruna indirgenemez”

         

 

Van-Hakkâri yolu ölüm yolu oldu!

 

Kadıköy

Scooter sürücüsünün ölümü: Belediye görevlisi 'taksirle ölüme neden olma' suçundan yargılanacak

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde 13 Ekim 2023 günü, elektrikli scooterıyla evine dönen Hasan Çayan Çimen, yol üzerindeki rögar kapağının çevresindeki çukura girerek dengesini kaybedip yere düştü. Başını çarpan Çimen, kaldırıldığı hastanede 45 gün sonra hayatını kaybetti.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Çimen'in ailesinin şikayeti üzerine açtığı soruşturmayı tamamladı. Edinilen bilgiye göre, bilirkişi raporunda, olayın gerekli önlemler alınması halinde önlenebilir nitelikte olduğu, bu nedenle "kaçınılmazlık" ilkesinin uygulanamayacağı belirtildi.
 
                               

 


Kitaplık


Bedava bilet verseler arabanızdan vazgeçer misiniz?

 
Bedava bilet verseler arabanızdan vazgeçer misiniz?

 Teklif basit. Arabanızı aileniz dışında birine satar ya da hurdaya çıkarırsanız, size tüm Almanya’da geçerli “Almanya bileti”ni (Deutschlandticket) bedava veriyorlar. Almanya bileti ülkedeki tüm toplu taşıma araçlarına sınırsız biniş hakkı sağlıyor. Şehiriçi otobüsler, metro ve tramvayın yanı sıra şehirlerarası trenler de hizmetinizde. Almanya biletinin yıllık maliyeti 756 avro. Yapmanız gereken tek şey otomobilinizden vazgeçtiğinizi ispatlamak ve bir yıl boyunca yeni bir otomobil almamak.

  Özetlersek, otomobil çoğu zaman bir zorunluluk değil bir bağımlılık. Statü simgesi ve tüketim kültürünün bir parçası olmaya devam ediyor. Ulaşım araçları arasında çevreye ve iklime en çok zarar verenlerden biri olduğu unutuluyor. Toplu taşıma ve bisiklet ise otomobilin panzehri.

  19 Mart Darbesi diye tanımlanan, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan süreçten sonraki boykot çağrılarını hatırlayın. Boykotun birçok alanda işe yaradığını biliyoruz ancak CHP’nin boykot listesinde yer alan otomobillerin satış rakamları boykottan etkilenmişe benzemiyor. Örneğin boykot listesinde yer alan Doğuş Grubu’na ait üç aracın satışları 2025’te bir önceki yıla göre arttı. Bu otomobillerin hepsini iktidara ve demokrasi karşıtı müdahalelere destek verenler almadığına göre, boykot çağrısı iş otomobile gelince etkisiz kalmışa benziyor. Otomobil tutkusu kapitalizmin insanları metalara nasıl tutsak ettiğini gösteren önemli bir örnek. Boykot ise içinde bulunduğumuz dünyada otokratik rejimlere karşı mücadelede kullanılan, etkili bir yöntem. O yüzden de kendimizi kapitalizmin en etkin uyuşturucularından kurtulma konusunda hazırlamamız gerek. “Cumhuriyet mi yoksa sevdiğim otomobil mi” sorusunu henüz sormadıysak bile, bir gün kendimize sormak zorunda kalabiliriz.

Özgür Gürbüz   Birgün 

2005

 
Avukat Cihan Eren’i hatırlayan? 
Avukat Cihan Eren, bundan 10 yıl önce silahlı bir saldırıda öldürüldü. 
Karadeniz Sahil Yolu için hukuk mücadelesi veriyordu. 
Bütün iyi hukukçular gibi toplumsal yararı gözetiyordu. 
Karadeniz sahilini doldura doldura ilerleyen projenin, doğayı tahrip ettiği gerekçesiyle açtığı davayı kazanmıştı.

Rastlantı bu ya, silahlı saldırıdan iki gün sonra Fındıklı Aksu Sahili’yle ilgili yapılacak keşfe katılacaktı.

Tetikçi, duyup bildiğimiz bütün tetikçiler gibi 20’li yaşlardaydı.
 
Tetikçilerin çoğu gibi hazır bir hikâyesi vardı: “Kurtlar Vadisi dizisindeki Polat Alemdar’a özeniyordum. Ünlü birini vurmam lazımdı. Fındıklı’daki en ünlü kişi de Cihan Eren olduğu için onu vurdum” dedi. 
Sonra ne mi oldu?

Avukat Eren öldürülmeden önce 3. derece sit alanı ilan edilen Fındıklı Aksu Sahili’ne ilişkin karar, Eren öldürüldükten sonra Karayolları Genel Müdürlüğü’nün başvurusuyla Trabzon Bölge Koruma Kurulu’nca kaldırıldı.
 
Trabzon İdare Mahkemesi bu kararı esas alan imar planını iptal etmişti.
AKP’li Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Özak’ın onayıyla yol inşaatı tekrar başlatıldı.

Aksu Sahili, kayalarla doldurularak yok edildi. 
  
 Çiğdem Toker    Cunhuriyet   2005

 

The Gulen: Belgesel Kitap/DVD

Bir ‘kurucu olay’ üzerine notlar

 2002- 2015 dönemi, siyasal İslamın, “bir restorasyon” projesi bağlamında şekillenmiş “pasif devrim” süreci içinde devlet aygıtında kurumsal mevziler kazandığı; sivil toplum, medya, eğitim ve bürokraside yavaş ama derinden bir rıza imalatı yürüttüğü klasik bir “mevzi savaşı” evresiydi. “15 Temmuz” bu süreci bir “cephe savaşı” aşamasına sıçrattı; devlet içi tarafların çatışmasının galibi, elde ettiği merkezileşmiş yürütme gücüyle, “mevzi savaşı” taktiğine dönerek günümüze uzanan yeni bir rejim inşa-kuruluş süreci başlattı.

 Muhalif duruşlar hızla suç kapsamında, sembolik ve fiziksel araçlarla baskı altına alındı. Diyanet rejimin en asli ideolojik-teolojik meşruiyet aygıtına dönüştü. “Olayın” ertesinde devlet bürokrasisinde başlayan geniş kapsamlı tasfiyelerin sonunda karar alma mekanizması rasyonel bürokratik süzgeçlerden, liyakatten tamamen arındırılıp karizmatik lider kültü ile onun etrafındaki dar iktidar kliğinin iradesine bağlandı

 KÜLTÜR SAVAŞLARI 

“Olayın” kurduğu rejimin, mülkiyet ilişkilerine, şirket yapılarına, piyasa mekanizmalarına liderlik düzeyinde doğrudan müdahale edebilen, muhalif ya da güvencesiz sermayeyi tasfiye edip yandaş kliklere, holdinglere sistematik kaynak aktaran yapısı, Günter Reiman’ın “vampir ekonomi” (1939) modelini anımsatıyor. Bu model içinde silah sanayisi, rejim açısından, hem sermaye birikimi hem milliyetçi-güvenlikçi meşruiyet üretimi açısından en stratejik önceliğe sahipti. 

Ergin Yıldızoğlu   Cumhuriyet  
                                                    

  

Amasya


Bisiklet derneği üyesi kazada yaşamını yitirdi
EKOBİD tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Derin bir üzüntü içindeyiz. Ne yazık ki ülkemizde bisikletliler her geçen gün trafikte daha büyük bir risk altında yaşam mücadelesi veriyor. Yollarda sadece pedal çevirmek isteyen insanlar, dikkatsizlik, aşırı hız ve kurallara uymamanın bedelini canlarıyla ödüyor. Her bisikletli ölümü sadece bir istatistik değildir. Arkasında dağılan aileler, yarım kalan hayaller ve derin acılar vardır. Motorlu araç sürücülerine bir kez daha sesleniyoruz. Bisiklet de trafikte yasal ve eşit bir ulaşım aracıdır. Direksiyon başında birkaç saniyelik dikkatsizlik, telafisi mümkün olmayan acılara neden olmaktadır. Lütfen hız sınırlarına uyun, takip mesafenizi koruyun ve bisikletlileri fark edin. Direksiyon başındaki sabırsızlık bir insanın yaşamına mal olabilir. Yetkililere çağrımızdır, bisikletlilerin güvenliğini sağlayacak altyapılar acilen yaygınlaştırılmalı, trafik denetimleri artırılmalı ve sürücülerde bisiklet farkındalığını geliştirecek eğitimler etkin şekilde uygulanmalıdır. Güvenli yollar bir ayrıcalık değil, temel bir haktır. Bizler, bisikletliler olarak yalnızca güven içinde pedal çevirmek istiyoruz. Evimizden çıktığımızda sevdiklerimize sağ salim dönebilmeyi istiyoruz. Bir bisikletçiyi daha kaybettik. Bu bir kaza değil, önlenebilir bir can kaybıdır" denildi. 

 

Ağustos 2025


 Bu kitapta, işçi önderleri Tahir Çetin ve Ali Faik İnter’in
ruhu olan bir yolda buluşmalarını ve sınıf mücadelesini özgün ve içten bir şekilde yorumlayıp şekillendirişlerini Başaran Aksu’nun kaleminden okuyacaksınız.

 9 Temmuz 2021’deki en son nefesleri dahil.

Ankara dönüşü geçirdikleri kazada yaşamlarını yitiren Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Tahir Çetin ve işçi önderi Ali Faik İnter için Soma'da bulunan sendika binası önünde tören düzenlendi.


78 insan

Adalet arayışı Ankara yolunda

Akişli, yangına ilişkin görüntülerin yayımlandığı videolarda ETS Tur reklamlarının yer almasına da tepki gösterdi. “Şu an Kartalkaya yangınıyla alakalı videolara baktığınızda, o videoların başında utanmadan, vicdansızca ETS Tur’un reklamları dönüyor” diyen Akişli, “Bu süreç bizim canımızı acıtıyor, vicdanı olan bundan rahatsızlık duyar. Unutturmaya çalışıyorlar ama unutmayacağız da unutturmayacağız da. Bunun için bu yola çıktık. Ne ETS Tur’u ne de o bürokratları rahat bırakmayacağız. Yolumuzun sonu adalet olsun” ifadelerini kullandı.

18 Temmuz’da Ankara’da tamamlanacak yürüyüşe çağrı yapan Akişli, “18 Temmuz’da Ankara’dayız. Vicdanı olan herkesi Ankara’ya davet ediyoruz. Adalet yürüyüşü sadece 78 canımız için değil. Bugün neredeyse 10 kişiden 5’i adalet diyor. İlgili makamların artık şapkasını önüne koyup adalet arayışındaki insanlara kulak vermesi gerekiyor. Yolumuzdan dönmeyeceğiz” diye konuştu.

Alaplı

Üst geçit yok: Yayaların güvenliği için modern bir üst geçit yapılmalı.

Sinyalizasyon ve aydınlatma yetersiz: Akşam saatlerinde karanlığa gömülen yol için güçlü aydınlatma ve sinyalizasyon şart.

Otopark ve cep alanları eksik: Düzensiz parklanmayı önleyecek kalıcı düzenlemeler hayata geçirilmeli.
 
Ertuğrul, “Vatandaşlara ceza kesmekle sorun çözülmez; bu kökten bir altyapı ve mühendislik sorunudur. Kalıcı çözüm gelene kadar sürecin takipçisi olacağız.” ifadelerini kullandı.

'Kurgu kazalarla'

'Kurgu kazalarla' 200 milyon liralık vurgun: 48 gözaltı

Dosyadaki bilgilere göre şüpheliler, kamera bulunmayan bölgelerde kaza yapmış gibi araçlarının fotoğraflarını çekmiş. Ardından da kaza tutanağı tutup araçlarını tamir ettirdiklerini söyleyerek hasar dosyalarıyla sigorta şirketlerine başvurmuşlar.

Savcılık, dolandırıcıların hesap hareketlerini, bilirkişi raporlarını, müşteki-bilgi sahibi beyanlarını, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nce düzenlenen kaza raporlarını ve sigorta şirketlerinin hasar ödeme dosyalarını inceledi.

Böylece yaklaşık 200 milyon liralık haksız kazanç elde edildiğini saptadı.  Bazı avukatlar da şüpheli:

 

Adalet

Kartalkaya faciasında yakınlarını kaybeden Akişli, adalet için Bolu'dan Ankara'ya yürüyecek

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre, Kartalkaya Aile Platformu üyesi olan Akişli’nin bireysel olarak gerçekleştireceği yürüyüş, 11 Temmuz Cumartesi günü saat 10.30’da Bolu Adliyesi önünde yapılacak basın açıklamasıyla başlayacak.

Akişli, Bolu-Ankara kara yolunda, kent merkezine yaklaşık 5 kilometre uzaklıktaki Kartalkaya tabelası önünde de ikinci bir açıklama yapacak. Sekiz gün sürmesi planlanan yürüyüşün, annesinin doğum günü olan 20 Temmuz’da Ankara’da tamamlanması öngörülüyor. Akişli, yürüyüşünü özellikle annesinin doğum gününde bitirmek istediğini belirterek, “O gün mezarlıkta olmak istiyorum. Bu nedenle yürüyüşü sekiz günde tamamlayacağım” dedi.

“YARIM KALAN ADALET, ADALET DEĞİLDİR”

      


Kurye

Sitelerin güvenlik duvarları ve kuryelerin hak mücadelesi 
Ataşehir Yakut Sitesi’nde müşteri onayıyla teslimat yapmaya çalışan genç bir moto kuryenin önceki gece uğradığı hakaret ve fiziksel saldırı, alışılagelmiş bir darp vakasının ötesinde; platform ekonomisinin yalnızlaştırdığı işçilerin dijital ağlar üzerinden kurduğu hızlı bir dayanışma refleksine ve 24 saatlik net bir hak arama sürecine dönüştü.

23 Temmuz 2004

Sahibine Göre Manşet
Pamukova Tren Kazası, 22 Temmuz 2004

 

22 Temmuz 2024 Pamukova

 Cinnet treni

Özgür Mumcu  Cumhuriyet 2016

Keşke Pamukova’da yitirdiğimiz 41 kişi de aramızda olsa ve Sayın Yıldırım’ın Başbakanlığına şahit olsaydı. Kısmet. 
Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım ilişkisi denince insanın aklına Cüneyt Ülsever’in yazdıkları geliyor. Malum, o hızlı tren kazasında Tayyip Bey Başbakan, Binali Bey ise Ulaştırma Bakanı’ydı. Ülsever, Erdoğan’ın kısa hapishane misafirliği döneminde kendisine ilk geçmiş olsun diyenlerden ve sonrasında da ilk dönemlerinde Erdoğan’ı destekleyen biri.
Bakın nasıl anlatıyor aralarının açılmasını:
“2004’ün sonlarına doğru, ilk olarak hızlı tren kazasıyla, benim içime kurt düşmeye başladı. Çok net öğrendim ki, hızlı trenin emrini veren kendisidir. Kendisine teknik olarak o raylar üzerinde belli bir hızın üzerinde gitmenin mümkün olmadığı söylendiği halde ‘Ben emrediyorum’ diyen kişidir. 35 kişinin hayatına mal oldu o kaza. Bunun liberallikle alakası yok, bunun insanlıkla alakası var. Hızlı tren gündeme geldiğinde eski TCDD genel müdürüyle temasa geçtim. O, dedi ki; ‘ya Cüneyt, Türkiye Cumhuriyeti’ne ne zaman yeni bir Başbakan, yeni bir Ulaştırma Bakanı gelse ilk hayalleri İstanbul - Ankara arasında hızlı tren koymaktır. Fakat hemen önüne bilimsel raporlar konulur. Denir ki, bu ray sistemini değiştirmeden, dünyanın hangi trenini getirirseniz getirin, hızlı treni bu ray sistemiyle açmak cinayettir. Bu yapılırsa, cana mal olur.’ Gerçekten de adamın dediği oldu, cana mal oldu. Bu raporlar Başbakan’a bildirildi. Başbakan ‘Emrediyorum, ben söz verdim’ dedi. Bu, beni çok rahatsız etti.” 
             
Pamukova Tren Kazasında Karar: 41 Kişinin Ölümüne 4 Yıl 2 Ay Ceza
Tren kazası ile ilgili açılan davada 1 Şubat 2008 tarihinde açıklanan kararda 1’inci makinist Fikret Karabulut’a 2.5 yıl hapis ile 1100 TL para cezası, 2’nci makinist Recep Sönmez’e 1 yıl 3 ay hapis ile 1333 lira para cezası verildi.

 


     

Pamukova tren kazasını ve nedenini iyi tahlil etmiş bir müzik grubunun yaptığı bir şarkı. Sözleriyle kazaya ve arka planındaki sisteme eleştiri getiren Sakin grubu, şarkıya verdiği isimle aslında hırs ve iktidar çatışmalarında yok olup giden hayatlara vurgu yapıyor:  
Denek Hayatım. 
“Ben sana söyledim hepten  ölürüm ben/
İnan dönüşü yok bu hız seferi/
Bak bu tren devrilir, bağırır bu raylar/
 O sahte o kart  düzene” 
Bu sözlerle anlatıyor insan hayatını değersiz görerek, onu bir denek olarak kullanan düzeni. İlk albümleri olan Hayat’ın çıkış şarkısı da yine Denek Hayatım. Son yıllarda Türkçe’de yapılmış en iyi protest şarkının söz yazarıysa Onur Özdemir. 


      
      

Söyleşi Kitabı, 2026

      

"Uluslararası terör, güvenlik önlemleri almak, güvenlik teknolojilerini geliştirmek ve güvenlik aygıtını sıkılaştırmak için çok iyi bir bahanedir. Uluslararası terörden ölen kurbanların sayısı, yollardaki ölümlerin sayısıyla kıyaslandığında gülünç biçimde düşüktür. Bir dolu insan yollarda ölüyor, ama medya bunlardan bahsetmiyor bile."

Zygmunt Bauman, Bilindik Olanı Yabancılaştırmak, 2026 

Ölmeden önce...

 

Ölmeden önce 
Trafik kazalarının nedenleri ve ulaşım politikası konusunda hemen okunması gereken ilk on dört kitap : 6 
1-Otomobilin Ekolojisi Peter Freund-George Martin
2-İnsan ve Otomobil, Erdoğan Özkale
3-Türkiye’de Trafik Kazaları Gerçeği 1-2Osman Öztürk
4-Kırmızı Işıkta Son Tango, Cengiz Hortoğlu
5-Ulaştırmanın Sefaletinden "Canavar" RetoriğinePervin Erbil
6-Modernizm, Otomobil Kültürü ve Reklam, Serpil Aygün Cengiz
7-Ve İnsan Otomobili Yarattı, İlya Ehrenburg
8-Yürümeye ÖvgüDavid le Breton
9-Enerji ve Eşitlik, Ivan Illich
10-Hayatımız Trafik ('Trafik Canavarı' Neyi Gizler?)İbrahim Akyürek
11-Yavaşlık Milan Kundera
12-Oto-mobil: Bir Röntgen Denemesi (Cogito dergi-Sayı 24)
13-Otomobil Virüsü, Hermann Knıflacher  
14-Türkiye Karayolu Güvenliği (Dünü, Bugünü ve Hedefleri), Gürdoğan Doğrul

 

67sergi@gmail.com

Savaş

 Avrupa otomotiv tekelleri silah sanayisine yöneliyor:  Krizi aşma, savaşa hazırlanma çabası

 

2026 Şubat


2025


Özelleştrme

Araç Teknik Muayeneleri Kamusal Bir Görevdir, Mevzuat Bu Çerçevede ve Uluslararası Standartlara Uygun Olarak Yenilenmelidir
Araç muayene istasyonlarının kuruluş amacı; bakımsız araç parkı, yola elverişlilik denetimi teknik mevzuatına göre Basit, Çabuk ve Ucuz ana prensibine uygun olarak başlamış, uygunsuz araçların tespiti ve iyileştirmeleriyle önemli katkılar sağlanmıştır. Buna rağmen 2025’te ülkemizde trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısı 6 bin 35 kişiye ulaşarak milyon nüfus başına düşen ölümde ülkemizi 70,7 kişi ile Avrupa ortalamasının çok üzerine çıkarmıştır. Bu trajik durum mevcut araç muayene sistemi dâhil trafik güvenliği politikalarının yetersizliğini ve eksikliğini göstermektedir.

 Odamız araç muayene hizmetinin özelleştirilmesine karşı hukuk mücadelesini yıllardır sürdürmektedir. 2004-2007 yılları arasında açtığımız altı ayrı dava sonucunda Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararları verilmiş, ancak yargı süreçleri tamamlanmadan, devir sözleşmesi imzalanmış ve araç muayenesi TÜVTÜRK’e devredilmiştir. Yeni özelleştirme ihalesi de 24.02.2025 tarihinde yapılmış, ihaleyi MOI Ortak Girişim Grubu (TURKA Araç Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş.) kazanmıştır, imtiyaz sözleşmesinin imzalanması öncesi süreç devam etmektedir. Ancak yaşanan sorunlar geçmişte yapılan hataların tekrarlandığını göstermektedir. Aşağıda detaylarıyla belirteceğimiz üzere Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, araç muayene mevzuatını can ve mal emniyetini sağlamak için gelişen teknoloji ve uluslararası uygulamalara uygun olarak yenilemeli ve acilen uygulamaya sokmalıdır. Kusurlar tablosu, muayene şartları vb. bilgiler kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

2009

"Anne ve babam öldüler, efendi gibi, yataklarında... Kayınvalidemi Karayolları Genel Müdürlüğü katletti, Türkiye'deki binlerce kurbanlarından biri... Kayınpederi mi de İran'ın beslemesi yobaz teröristler öldürdü."

Sıtkı Uluç, Gazeteci/Yazar  

Elveda Batı(k) Avrupa, 2009, kitap sunum yazısından

                                                                    

 

Sansür

 

 Soruşturmaya neden olan sözleri yayınlayan gazeteci:   'Koç Grubu'ndan bir isim videoyu kaldırın diyerek tehdit etti'

İzmir Amerikan Hastanesi açılış töreninde anlattığı ırkçı ve kadın düşmanı "fıkra" krize neden olan ve hakkında soruşturma başlatılan Rahmi Koç'un videosunu yayınlayan gazeteci açıklama yaptı.

İzmirli gazeteci Erhan Gülenç sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, videoyu kaldırması için tehdit edildiğini belirtti.

Gülenç, Koç Sağlık Grubu Başkanı Erhan Bulutçu'nun kendisini arayıp "Derhal bu videoyu kaldırın" dediğini söyledi. Gülenç şöyle konuştu:

Bu videoyu biz çektik, biz yayınladık. Bu bizim gazetecilik anlamında onur duyacağımız bir yayın oldu. Bu videoyu yayınladıktan sonra Koç Sağlık Grubu Başkanı Erhan Bulutçu olduğunu öğrendiğim biri WhatsApp’tan aradı. Bana ‘Derhal bu videoyu kaldırın’ dedi. Ben de kaldırmayacağımı söyledim. ‘Kaldırmazsanız çok kötü olur’ dedi. Ben de ‘Beni tehdit mi ediyorsunuz’ dedim. ‘İyi görürsünüz’ dedi ve kapattı telefonu. Daha sonra Ankara’dan gazeteci olduğunu söyleyen biri aradı. ‘Ömer Bey ve ailenin kaldırılmasıyla ilgili ricası var, lütfen bu videoyu kaldırabilir misiniz’ dedi. 'Koç Sağlık Grubu'ndan başka üst düzey bir yönetici arayıp, özür diledi'

Gülenç ardından Koç Sağlık Grubu'ndan üst düzey bir yöneticinin daha kendisini arayıp özür dilediğini de ifade etti:

Sonrasında beni Koç Sağlık Grubu'ndan üst düzey bir yönetici aradı. ‘Özür dileriz, tatsız bir konuşma olmuş. Biz burada Rahmi Bey aleyhine bir kampanya başlatılabileceğinden rahatsızız, belli bir yaşta insan, takdir sizin’ dedi. Ben de kapattım telefonu ve o videoyu kaldırmadım. Biz gazeteci olarak görevimizi yaptık. Bundan sonrası artık adaletin işi.

                                      

 

Rahmi Koç’un fıkrası ve paranın gücü

Haberi yayımlamayan az sayıdaki medya kuruluşu arasında Gazete Oksijen’in olması dikkat çekiciydi. Zira geçen hafta Koç Holding için “100. yıl gazetesi” adlı 40 sayfalık reklam eki çıkaran Oksijen, “Koç Holding'ten 150 milyon dolarlık sağlık yatırımı” haberinde ne fıkradan söz etti ne de Rahmi Koç hakkında soruşturma açılmasından… Paranın gücü, gazeteciliği yendi ama bereket hayli sınırlı kaldı etkisi…

Güncelleşen:

12 Eylül 1980 darbesinin 
ekonomi ayağı:

12 Eylül harekatından önce her şeyi demokratik bir sistem altında yapmak zorundaydık. Bu da karar almak, yasa ya da yönetmelik çıkarmak için aylar geçmesini gerektiriyordu. Yani her şey güç ve uzun zaman içinde gerçekleştiriliyor, her şeye politik açıdan bakılıyordu. Ekonomik yaklaşım hep arkadan geliyordu. Askeri yönetim altında fark, alınan kararların parlamentodan geçmesi gibi bir zorunluluk olmadığından çok hızlı hareket edilebiliyor. Ve üstelik askeri yönetim yanlış yapsa bile bunu kısa sürede düzeltebiliyor.”
Rahmi Koç 
26 Ocak 1982  Cumhuriyet Gazetesi
     

Temiz Eller - Hakan Gürsoytrak   

Sömürge Valisi

 

 Operasyonun dış ayağı 

Bu kaçıncı! Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu, onca analize rağmen, hâlâ operasyonun dış ayağını anlamayarak (!) Atlantik dünyasından medet ummaya devam ediyor.

Son olarak Özgür Özel Newsweek’e yazdığı makalede “Yürüttüğümüz demokratik mücadele, yalnızca Türkiye’nin demokratik geleceğini değil, aynı zamanda bölgemizin, Avrupa'nın ve NATO'nun güvenliğini de şekillendirecektir” dedi.

ABD İMAMOĞLU’NU KURTARABİLİR Mİ?

13 Aralık 2025’te, İmamoğlu’nun CFR’nin dergisi Foreign Affairs’te yazdığı makale üzerine, bu köşede “ABD İmamoğlu’nu kurtarabilir mi?” başlığıyla bu konuya değinmiştim.

Ağır bir başlık seçmiştim, çünkü...

Öncesinde Özel ve İmamoğlu defalarca Batı’ya “AKP’nin bize yaptığı hukuksuzluğa karşı çıkın” mesajı vermişti, sayısız kere “Bizi yalnız bırakmayın” çağrısı yapmıştı. Karşılığında “Biz AKP’den daha Batıcıyız, daha Atlantikçiyiz, daha NATO’cuyuz” teminatı vermişlerdi.

Ama anlaşılmadığı görülüyor ki hâlâ aynı çizgiyi sürdürüyorlar.

 Mehmet Ali Güler   Cumhuriyet 

             


  Biraz da komplo teorisi 

Karaveli şimdi ne öneriyor?  Yine, CHP’nin seçkinci laik ve dine uzak bir tutumla halk desteği kazanmakta zorlandığını iddia ediyor. Çünkü, Türkiye’nin siyasi geçmişi, düzene karşı çıkan hareketlerin soldan değil, sağdan başarı kazandığını gösteriyormuş. Tam Özel, Karaveli’nin yapamaz dediğini yapmaya başlamışken “Özel ayağa kalksın, yeni bir çatı parti kursun” diyor. Adeta, bir tür AKP-ANAP sentezi olsun (bunu arzulayan bir isim var ama şimdi yeri değil) bu da kimlik siyaseti üzerine kurulsun. Yoksa!

Karaveli bir taraftan, CHP’yi sürekli “hata yapan, değişmeyen” bir aktör olarak resmediyor, diğer taraftan, Baykal, Kılıçdaroğlu’nun atanması, şimdi Özel’in mahkeme yoluyla devrilmesi gibi operasyonların üzerini örtüyor.

Karaveli’yi şöyle de okuyabiliriz: CHP, ya dış güçlerin ve uzantılarının istediği gibi uslu bir muhalefet olsun, laiklikten, ulusalcı çizgiden vazgeçsin ya da yok olsun. Karaveli hep aynı yazıyı yazıyor. Belki de sorun CHP ile değil Karaveli’nin patronlarının Türkiye’de nasıl bir muhalefet görmek istediği ile ilgilidir.   

 Ergin Yıldızoğlu    Cumhuriyet 

       

24 Ocak 2024; Komplo değil maziden bir haber: 

TBMM, İsveç'in NATO üyeliğini AKP-MHP-CHP oylarıyla onayladı 
İsveç'in NATO üyeliği TBMM Genel Kurulu'ndaki tartışmalardan sonra açık oyla kabul edildi. MHP, AKP ve CHP milletvekillerinin 287'sinin "kabul" oyu kullandığı oylamada 55 milletvekili "ret" 4 milletvekili "çekimser" oy kullandı.