“Gençler arasında başlıca ölüm nedeni otomobiller. Arkasından ateşli silahlar geliyor.
Eduardo Galeano
Gazeteci, Yazar 
     
B O Y K O T
Bu fotoğraf yarışmasına katılmasan...
https://www.tfsfonayliyarismalar.org/
     

Ben mi kullandım

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, 38 kişinin öldüğü Pamukova'daki tren kazasının ardından, istifa etmesi gerektiği yolundaki eleştirilere "Ben çok rahatım. O direksiyonu ben kullanmıyorum ki kardeşim..." diyerek cevap verdi.


Yeni

   
"-Hâlâ vagonların altında cesetler var. Deliller toplanmadı bile. Neden bu hattı açmak için bu kadar acele ediyoruz?

-Açmamız lazım. TCDD’nin uluslararası birçok anlaşması var. Bu hattan yük trenleri geçiyor. O malzemelerin zamanında gitmesi lazım. Uluslararası yükümlülüklerimiz var. Yoksa çok zarar ederiz. Yani mecburuz."

     



Trafik Kazaları: Savaş gibi...

    
Ölmeden önce 
Trafik kazalarının nedenleri ve ulaşım politikası konusunda hemen okunması gereken ilk on iki kitap : 6
1-Otomobilin Ekolojisi Peter Freund-George Martin
2-İnsan ve Otomobil, Erdoğan Özkale
3-Türkiye’de Trafik Kazaları Gerçeği 1-2, Osman Öztürk
4-Kırmızı Işıkta Son Tango, Cengiz Hortoğlu
5-Ulaştırmanın Sefaletinden "Canavar" Retoriğine, Pervin Erbil
6-Modernizm, Otomobil Kültürü ve Reklam, Serpil Aygün Cengiz
7-Ve İnsan Otomobili Yarattı, İlya Ehrenburg
8-Yürümeye Övgü, David le Breton
9-Enerji ve Eşitlik, Ivan Illich
10-Hayatımız Trafik ('Trafik Canavarı' Neyi Gizler?)İbrahim Akyürek
11-Yavaşlık Milan Kundera
12-Oto-mobil: Bir Röntgen Denemesi (Cogito dergi-Sayı 24)
         
TRAFİK VE YOL GÜVENLİĞİ KİTAPLARI
                                  

 “Trafik Canavarı” öldü!
 İbrahim Akyürek  
Özellikle çok ölümlü trafik kazası haberlerinin değişmeyen simgesi “Trafik Canavarı” artık ortada eski sıklıkta görünmüyor. Ölümlü kaza haberleri eskisi gibi manşete de çıkmıyor. Yeni nesil kazalar mobese kayıtlarından seyirlik halde görüntülü mecralara veriliyor. "İyi ki orada değildim" hissi yaratan görüntüler, seyircilere, devlete-millete faydalı oluyor mu, bilinmiyor.
Canavarın ölümünü düşünürken Zonguldak Valisi’nin geçtiğimiz günlerde Karayolları Bölge Müdürü’ne yönelttiği görüşler ilgimi çekti. Müdür Hüsamettin Özendi’nin meydana gelen kazalarda sürücüleri de sorumlu tutma yönündeki açıklamasını yarıda kesen Vali Erdoğan Bektaş’ın aşağıdaki görüşü canavarın kesin ölümünün yaklaştığının devlet katındaki durumuydu benim için. Aynı zamanda, kör noktaların haritasını yayınlayıp önlem ve sorumluluk almayan kamu yönetimi için bir uyarı gibiydi:
Şoförlük, yol ve araç şartlarına göre yapılan bir eylemdir. Çok sebepleri olan ölümlü trafik kazaları var ve biz bunları biliyoruz. Ama bütün bunlara rağmen ortada bir şey var. Bir kuşku var, bunun adı da ‘korkuluk’tur. Bunu yapıncaya kadar biz bu suçtan beraat edemeyiz. Hani Nasrettin Hoca demiş ya: "Hırsızın hiç mi suçu yok?" "Suçsuz" demiyoruz, ama biz kendi suçumuzla ilgiliyiz. Kaza olan noktalar belli. Siz iyisini bizden daha iyi biliyorsunuz. O alanlara öncelik verelim. Yani insan ölüyor. Ölen insanın geri gelme şansı yok. Yani suçlu o ya da bu önemli değil ki… Sonuç ortada. Dolayısıyla biz elimizden geleni sonuna kadar yapacağız. Bizim işimiz bu”
"Enflasyon Canavarı" gibi “Trafik Canavarı” simgesi de başlangıçta çok kullanışlıydı. Aşırı hız, hatalı sollama, alkollü araç kullanma gibi tanımlar kamu kaza istatistiklerinin en başında (neredeyse %99’lar) yer alıyordu. Kalanı yol, araç kusurlarıydı. Zamanla canavar simgesi önemli karayollarının kenarlarında uyduruk tabelalar olarak kullanıldı. Büyük bir ciddiyetle canavarla mücadele kuruluşları oluşturuldu. Canavarın faaliyetleri terörle eş tutuldu. Özellikle 90’lı yıllarda bazı devlet üniversiteleri, bazı liberal köşe yazarları canavarla mücadele yemini ettiler neredeyse. Solcu gazeteler (Cumhuriyet, Birgün) bile yakın tarihlere kadar canavar simgesine sığındı kaza haberlerini duyururken. Zaman zaman kazaların dehşetine dikkat çekmek için "şu kadar yılda bir ilçe nüfusu kadar insan ölüyor" dendi. Aslında bu rakamlar da gerçek değildi. Kaza sonrası hastanede ölen yaralılar, jandarma bölgesindeki ölümler istatistiklerde yer almıyordu. Ancak, 2016’dan bu yana Avrupa Birliği veya Birleşmiş Milletler projelerinin zorlamasıyla, sayılmayan yaralanma ve ölümler de kayıtlara girmeye başladı.
90’lardan 2000’lere otolar, otoyollar, köprüler alıp başını giderken "bu kadar araca, köprüye gerek var mı?" sorusunu çok az insan sordu. Nüfusun artış hızı tartışmalarda günah keçisi işlevi gördü. Toplu taşımayı, metroyu, öteki seçenekleri çok az insan düşündü, arzuladı. Solcu gazetelerde oto sayfaları vazgeçilmez oldu. Oto teknolojisi adı altında araba markalarının reklamını yaptılar. Çevrecilikle ilgili sayfa ve köşeleriyle perhiz-turşu zıtlığını anımsattılar.

Sonunda geldik bugünlere...
“Trafik Canavarı”nın yani günah keçisi olarak aşağılanan, suçlanan sürücünün, yayanın, yolcunun istatistiklerdeki yüzdesi giderek düşüyor. Artık yol yapım hataları, aydınlatma ve işaretleme, araç kusurları tartışılıyor. Kazalarda yakınlarını yitiren aile bireyleri başkalarının canı yanmasın, sorumlular ortaya çıksın düşüncesi ile hareket ediyor. Suç duyuruları, tazminat davaları artıyor. Tek tük de olsa ülke çapında yollarda protesto buluşmaları oluyor. İnternet ortamında tepkiler paylaşılıyor. Artık yaya derneğimiz bile var. Kaza nedenleri eskisi gibi gizlenemiyor. Sonunda otomotiv endüstrisi; teşvikcisi ve kollayıcısı devlet baba ile birlikte canavarı ölüme terk ediyor.
Ancak aşırı hız suçlaması hız kesmeden sürüyor. Beyin yıkama görsel medyada kamu spotları ile sürüyor. Hızı teşvik eden, hızdan mutluluk, bol tüketim arzusu çıkaran serbest piyasa oyuncuları devlet-medya eliyle günah keçisi ilan edilen yurttaşlarını, müşterilerini kovalamaya devam ediyor. Hem hıza övgüler düzülüyor, hem hız üzerinden suçlama artıyor. Kapitalist sistemin bilindik mekanizması burada da aynı. Sistem; hem gösteriyor, arzulatıyor, hem de gösteriye fazla kapılırsan şamarı patlatıyor, günah keçisi olmanı sağlıyor.
2012’de trafik güvenliği kitaplığı oluşturma gayreti içine giren, trafik kitabı çıkaran, fotoğraf sergileri hazırlayan bir gönüllü olarak dikkat çekmek istiyorum. Kazalarda sendikacı, sanatçı, yazar, futbolcu, politikacı, gazeteci, akademisyen ölüp gitmesine karşın makale, araştırma, film hele kitap parmakla sayılacak kadar az. Kazalarda yitirdiğimiz ünlüler sayfalarına ulaşırsanız "O da mı kazada ölmüş!" şaşkınlığıyla tanınmış isimlerle karşılaşıp kaygılanırsınız.
Bu yazıyla bir beklentimi paylaşmak zorundayım. Adam film işiyle uğraşıyor annesini, adam sinema yönetmeni ya da tiyatro yönetmeni, en önemli oyuncusunu kazada yitirmiş çıt yok. Elinden ne geliyorsa, elinde ne malzeme varsa üzüntüsünden bir küçük eser yaratmasını öfkeyle, umutla bekliyorsunuz. Bazı kurbanların anısına kurumlar, belediyeler yarışma düzenliyor ama ortada ölüm nedeni olan trafik kazaları yarışma konusu bile sayılmamış...
67sergi@gmail.com   
 1 Şubat 2019 

Anma törenleri kolaycılığından vazgeçin. Filmlerinizin, sanatınızın konusu trafik cinayetleri olsun artık!

Seyfi Teoman için anma töreni
Seyfi Teoman, vefatının 7’nci yılında, bugün Başka Çarşamba’da, 61. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışmış “Bizim Büyük Çaresizliğimiz” filmiyle anılacak. 
İstanbul, Ankara ve İzmir’de yedi salonda gösterilecek filmin Beyoğlu Sineması’nda 21.15’teki gösterimine film ekibi ve Seyfi Teoman’ın dostları da katılacak. 2004’te çektiği “Apartman” adlı kısa filmiyle dikkatleri üzerine çeken Seyfi Teoman, ilk uzun metraj filmi “Tatil Kitabı” ile İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü kazanmıştı. Emin Alper’in yönettiği “Tepenin Ardı”nın yapımcılığını üstlenen Teoman’ın yönettiği 2’nci filmi “Bizim Büyük Çaresizliğimiz” Berlin Film Festivali ana yarışmasında gösterilmişti.
     
Ünlü yönetmen Hüseyin Orçun Benli, Radyo Viva'da Ağır Masa programına konuk oldu. Annesini trafik kazasında kaybeden Benli kaza yerini gören kameraların kaydedildiği Hard Disk ile ilgili çarpıcı iddialarda bulundu. http://www.cumhuriyet.com.tr/m/haber/turkiye/1213154/Annesini_trafik_kazasinda_kaybeden_unlu_yonetmenden_soke_eden_iddia.html
       
https://www.evrensel.net/haber/373647/annesini-trafik-cinayeti-nde-kaybeden-orcun-benli-adalet-ariyor

Kitap


     
Sürekli dolaşım halindeki sermayenin nüvesini oluşturduğu ekonomik sistemin ardındaki mantık, bir cinnet durumuna işaret ediyor: Nüfusu katlanarak artan şehirlerde yalnızca çalışmak için yaşamak, sürü kabilinden doluşulan taşıtlarla bir yerlere ulaşmaya çabalamak, bunca bina bolluğu içerisinde insani koşullarda barınamamak; bu başdöndürücü sirkülasyon içinde durmaksızın sömürülmek, kendini gerçekleştirme araçlarından ve imkânlarından yoksun kalmak...
(2017)

Sinema

 TRAFİK İLE İLGİLİ 53 FİLM 
(Otomobil, Yol, Petrol, Sürücü, Banka, Kaza, Doğa, Medya, Devlet, Kapitalizm)
Cenova - Çocuk Pozu - Normal - Herşey Güzel Olacak - Yolların Prensi - Zeka Pırıltısı - Yarım Kalan Devrim - Otobanlar - Mustafa Hakkında Herşey - Başsız Kadın - Sonun Başlangıcı - Gürültü - Süper Arabalar - Ucu Olmayan Şehir - Devrim Arabaları - Benim Aşk Şarkım - Protokol - Hızlı Yaşa, Hızlı Sat - Elektrikli Arabayı Kim Öldürdü - Kapitalizm Bir Aşk Hikayesi - Syriana - Gişe Memuru - Fahrenheit 9/11 - Fikrimin İnce Gülü - Tarlabaşı... Tarlabaşı - Banka Kelebek Etkisi - Akbaba - Üç Nokta - Yeniden Başla - Vali - Petrol Krizi Sıradışı - 9.90 TL - Çarpışma - Hayatın İçinden - Son Kumsal - Hafta Sonu - Inside Job - Taçsız Kıral - Paramparça - Frida - Dövüş Kulübü - Şeytan Karışmış - Zoraki Komşu - Kadının Fendi - Yaşamaya Değer - Bahçemdeki Ateş Böcekleri - Ben, Daniel Blake - Hırs - Tamam mıyız? - Yolda - Yol Ayrımı - Büyük Dava
 SergiOdası 
Trafik Güvenliği Kitaplığı (K:2012) : Soğuksu-Zonguldak
Ocak 2019
Siz de bir film ekleyin67sergi@gmail.com
      
            
Otomobil: Sokakları bizden çalan hırsız
Kent merkezinde otomobile yer bulmak için “otopark sorunu” diye başlarsanız otomobili teşvik edersiniz. Oysa soruna “otomobil fazlalığı” diye bakarsanız çözüm yolu da değişecektir. Otomobillerin daha hızlı ulaşmasını bir hedef olarak ortaya koyarsanız yolların darlığını sorun yaparsınız, çözüm olarak yolları genişletmeye, kentleri daha fazla bölmeye devam edersiniz, oysa ‘makinelerin fazlalığı’, ‘kaldırımların darlığı’, ‘bisiklet yolunun eksikliği’ derseniz başka bir çözüm düşünürsünüz.
    
Bu durumda toplum ve birey olarak yeni sorular sormak zorundayız: “Ne için ulaşıyoruz, nereye ulaşıyoruz, nasıl ulaşmalıyız? sorularının diyalektik bir tartışma zemininde ele alınmasına ihtiyaç var. Parçalanan kentlerin ve otomobile dayalı ulaşım eğilimi ile gerçekten mutlu olacağımız, yaşamak istediğimiz bir kent yaratıyor muyuz? Bireysel hareketliliğimiz ve konforumuz için yapılan devasa yatırımlar, bir süre sonra toplum olarak tümden hayatımızı kısırlaştırıp, kentlerimizi ve içinde yaşadığımız dünyayı daha yaşanmaz bir noktaya mı sürüklüyor?
       
Yeni çıkan her teknolojiyi sorgusuz sualsiz yaşamımıza sokacak mıyız? Buna gerçekten ihtiyacımız var mı? Yoksa sanal (yalan) bir gerçeklik mi oluşturuluyor? Yaşamımızı kolaylaştırdığı iddia edilen her aygıt, araç ve sistem, aslında toplumsal olarak bizlere neleri kaybettiriyor? Farklı bir yaşam biçimi mümkün olabilir mi? Kapitalist üretim ve tüketim kalıplarının ne kadar farkındayız?

          

Alanyasporlu futbolcuları taşıyan araç devrildi: 1 ölü
Aytemiz Alanyaspor'un dün deplasmanda oynadığı Kayserispor maçının ardından futbolcular Steven Caulker, Djalma Campos, Wanderson Baiano, Papiss Demba Cisse, Isaac Sackey, Welinton Souza ve Josef Sural kiraladıkları VIP minibüsle takımdan ayrı olarak dönüşe geçti. Kayseri'den bir firmadan kiralandığı belirtilen ve sürücüsünün kimliği henüz öğrenilemeyen minibüs saat 02.30 sıralarında Alanya´ya bağlı Dinek mevkii yakınlarında sürücüsünün kontrolünden çıkarak yol kenarındaki su kanalına girip yan yatarak sürüklendi.
Kazada futbolculardan Josef Sural başını çarparak ağır yaralanırken, Welinton Souza ve Isaac Sackey ise hafif şekilde yaralandı. Diğer futbolcular ve 2 sürücü ise kazayı yara almadan atlattı. Kazanın ardından olay yerine gelen sağlık ekiplerinin müdahale ettiği yaralı futbolcular ilçedeki özel bir hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.
https://www.artigercek.com/haberler/alanyasporlu-futbolculari-tasiyan-arac-devrildi-yaralilar-var
                        

Yeni

Çağımızın en önemli Marksist düşünürlerinden David Harvey’nin elli yıla yayılan entelektüel yolculuğunun bir dökümü niteliğindeki Dünyanın Halleri’nde siyaset, kültür, iktisat ve sosyal adalet gibi konularda kaleme aldığı en etkili makaleleri bir araya getiriliyor.
Dünyanın Halleri, küresel çevresel yıkımdan postmodernizm çağına, kent ve doğa arasındaki ilişkiden finans piyasalarının krizine, emperyalizmin yeni mekanizmalarından toplumsal dönüşüme pek çok konuda ufuk açıcı perspektifler sunuyor. Paris barikatlarından Baltimore gettolarına ve Oxford grevcilerine, safını kapitalizme ve eşitsizliğe direnenlerin yanında belirleyen Harvey’nin satırlarından, Marksist yöntemle coğrafi kavrayışın eşsiz bir sentezi yansıyor.
Torba Dolusu David Harvey

Çorlu

İÇİMİZ YANIYOR ADALET SÖNDÜRÜR
Dosyayı değerlendiren hâkimin takipsizlik kararını kaldıracağı güne kadar orada olmaya karar verdik. Bir kişi de olsak, üç kişi de olsak, yüz kişi de olsak, bizler aslında ölen 25 canın bedeni olarak o adliye önündeyiz.

Burası İzmir


                   
Olan hep garibana oluyor: 
“Sadaka değil adalet istiyoruz”
Eskişehir’de yaşanan cinayet gibi kaza, Türkiye’de insan canının ne kadar ucuz olduğunu bir kez daha kanıtladı. 01.02.2019 tarihinde, Eskişehir Hatboyu 2 Caddesi istikametinde 3 tekerlekli simit arabasıyla, yaya yolunda yürüyen Ali Kaklıkkaya adlı simitçi, 26 NP 616 plakalı aracın arkadan çarpması sonucu yaşamını yitirdi.
Kazada 6-7 metre sürüklenen 65 yaşındaki simitçinin kafatası, kaburgası kol ve bacaklarında kırıklar oluştuğu otopsi raporu ile kanıtlandı. 3 tekerlekli simit arabası da paramparça oldu. Özel aracı kullanan S.T. adlı şahıs, ‘Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme’ suçlarıyla tutuklansa da 2 ay cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldı.
DELİLLER TOPLANMADI
               
Patronun pervasızlığı: 'Sigortasız çalışacak motorlu kurye aranıyor'
ilanı verdiler!
Patronların kuralsız ve yasa dışı uygulamalarına her gün bir yenisi daha ekleniyor.
İstanbul Kadıköy'de bir restoran, sigortasız çalışacak motorlu kurye aradıklarını duyurdu.
Bir ilan sitesine verilen ilan, "6 gün sigortasız çalışacak kurye aranıyor" başlığını taşıyor.
En riskli iş gruplarından biri olan motorlu kuryelik için sigortasız çalışacak personel arayan patronun rahatlığı ve pervasızlığı dikkat çekti.
İlanı detayları şöyle:
    
Trafiğe bağlı ölümler hakkında konuşma şeklimizi niçin değiştirmeliyiz? 
Colleen Corcoran
Her şeyden önce, trafikte gerçekleşen hemen hiçbir yaralanma veya ölüm “kaza” değildir. Hemen hepsi daha iyi cadde ve sokak düzenlemeleri, hız tedbirleri ve sürücülerin temkinli hareketleriyle önlenebilir. Örneğin “uçak kazası”nda öldü demeyiz, “uçak düştü” veya “uçak çarptı” deriz. Çünkü buna neden olmuş olabilecek tüm etkenler, söz konusu bir uçak kazası olduğunda, gelecekte benzer bir trajedinin tekrarlanmaması için detaylıca araştırılıp incelenir.
Benzer bir süreç ciddi otomobil çarpmalarında da işletilmelidir.
-Kazaya karışanların yetersiz veya açık olmayan trafik işaret ve sinyalleri nedeniyle kafası karışmış olabilir mi?
-Sürücü telefonuna bakıyor muydu veya hız yapıyor muydu?
-Yolun belli bir aralığında hız limitlerini düşürmek veya şerit genişliklerini düzenlemek gelecekte hıza dayalı ölümcül çarpışmaları önleyebilir mi?
Bir kez çarpmaların önlenebilir olduğu gerçeğini tanıdıktan sonra, yukarıdaki ve benzer soruları sormaya başlayabiliriz. Şimdi bu yazıyı okuyorsanız madem bundan sonra bir daha asla “trafik kazası” dememeye söz verin ve dahası öyle söyleyen diğerlerini de uyarın.
Biz ne zaman “kaza” kelimesini bu bağlamda kullandığımız dilden çıkarırsak trafiğe bağlı can kayıplarının önlenebilirliği konusuna kaderci kültürel bakışı değiştirmiş olacağız.
https://yayadernegi.org/tr/yazi/20-trafige-bagli-olumler-hakkinda-konusma-seklimizi-nicin-degistirmeliyiz 
              
Batuhan Öztürk, Trafik Kazasında Hayatını Kaybeden Ağabeyi İçin Adalet İstiyor
Kaza, 27 Aralık 2018 tarihinde Gaziosmanpaşa Yıldıztabya Mahallesi Gazi Osmanpaşa Caddesi üzerinde meydana geldi. İddiaya göre 34 AIA 787 plakalı lüks cipiyle kırmızı ışık ihlali yapan Iraklı İrfan Jasim Wali Wali, ilk olarak bir okul servisine, sonra ise yaya geçidinden karşıya geçen 30 yaşındaki Süleyman Öztürk'e çarptı. Çarpmanın etkisiyle Öztürk, metrelerce havaya savrulurken şoför İrfan Jasim Wali Wali bariyerlere çarparak durabildi. Öztürk, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybederken, kaza anı ise güvenlik kameraları tarafından görüntülendi.
 
"Zanlı yakınları adliye çıkışı aileye saldırdı"
                 

Ankara

Demet Akbağ’ın eşi, yapımcı Zafer Çika trafik kazasında hayatını kaybetti
Kaza saat 18.30 sıralarında İzmir-Çeşme Otoyolu İstihkam Eğitim ve Merkez Komutanlığı yakınlarında meydana geldi. Havayoluyla İzmir’e giden Zafer Çika, buradan Muammer Renda yönetimindeki kamyonetle Çeşme’ye gitmek üzere yola çıktı.
Araç, İstihkam Eğitim ve Merkez Komutanlığı yakınlarında yağış nedeniyle kayganlaşan yolda sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıktı. Önce bariyerlere çarpan kamyonet şarampole yuvarlandı.
http://www.diken.com.tr/demet-akbagin-esi-yapimci-zafer-cika-trafikte-hayatini-kaybetti/
                   
           
Evrim-Ekin kardeşlerin ölümüne neden olan sürücüye 
verilen ceza ağlattı
MERSİN'de, otomobili ile Evrim (9) ve Ekin Çakmakçı (6) kardeşlere çarparak ölümlerine neden olduğu iddiası ile tutuklu yargılanan Ramazan Topal (68), 'taksirle ölüme neden olma' suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Karara gözyaşları içinde itiraz eden anne, "Bir çocuğumun yaşı kadar bile ceza almadı. Ben 2 çocuğumu kaybettim. Ölene kadar bu davanın arkasında duracağım" dedi.
     
https://www.mynet.com/evrim-ekin-kardeslerin-olumune-neden-olan-surucuye-verilen-ceza-aglatti-110104971536
              
 Candy Lightner 
1980 yılında kızı Cari sarhoş bir sürücü tarafından öldürüldü. Lightner, bu sorunla ilgili farkındalığı arttırmak ve suçlulara karşı sert yasalar için mücadele etmek üzere Sarhoş Sürücülere Karşı Anneler'i (daha sonra Sarhoş Sürüşe Karşı Anneler) kurdu.
     

DVD Film

Gene Hackman ve Mary Elizabeth Mastrantonio, acımasız bir davada birbirlerine rakip olan baba ve kız rollerinde! Hatalı olması muhtemel bir otomobil tasarımının milyon dolarlık davası, aralarındaki rekabete bir mahkeme salonunun tanık olmasına araç olacaktır. Bu noktada paradan çok daha fazlası sözkonusudur. Baba ve kızını karşı karşıya getiren bu davada adalet ve zafer de karşı karşıyadır. Ve aralarından sadece biri kazanacaktır. (1991)

Zonguldak

Mert Çebi, Müzik Sınıfı ile yaşatılacak

Zonguldak'ta 5 yıl önce elim bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrılan, müzisyen ve doğa tutkunu olan Mert Çebi(23) anısına Yayla Ortaokulu'nda "Mert Çebi Müzik Sınıfı" açılışı gerçekleştirildi.
         
Açılış töreninde öğrencilerin piyano performansını sergiledikleri sırada gözyaşlarını tutamayan anne Özlem ve baba Mehmet Çebi, “Mert’in evde piyanosu vardı. Onun hatırasına ben de piyano öğrendim. Oğlumun peşinden gideyim istedim. Oğlumuzun adının böyle bir sınıfa verilmesi bizi çok mutlu etti” ifadesini kullandı.
   
Bülent Ecevit Üniversitesi(BEÜ) Elekrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğrencisi Mert Çebi (23), 23 Şubat 2014 yılında motosikletiyle önünde aniden duran otomobile çarpmasının ardından karşı yönden gelen minibüsün altında kalarak yaşamını yitirmişti.
http://www.halkinsesi.com.tr/egitim/mert-cebi-muzik-sinifi-ile-yasatilacak-videolu-h45665.html 
    
Son Dakika Sineması
 ABD: 
 2008 Krizi; 8 Milyon İşsiz, 6 Milyon Evsiz 
  15 Şubat 2019 
 Cuma  18.15 
 SergiOdası
   
 İSİG Meclisinden Pınar Abdal:
2018’İN İLK 11 AYINDA EN AZ 105 KADIN ÇALIŞIRKEN ÖLDÜ
Kadınlar, iş cinayetlerinin en çok yaşandığı sektörlerde çok az istihdam edilseler de 2018’in ilk 11 ayında en az 105 kadın çalışırken öldü. Bir yandan, yaşanan kadın iş cinayetleri kadınların çalışma koşullarını çok net bir biçimde yansıtıyor, bunu gözlemlemek mümkün. Ölümler en çok tarım gibi kayıt dışı çalışmanın, güvencesizliğin, örgütsüzlüğün en yoğun olduğu sektörlerde yaşanıyor ve ölümlerin yarısı trafik kazası sebebiyle yaşanıyor. Diğer yandan, bir bütün olarak baktığımızda kadınların yoğun olarak istihdam edildikleri alanların bir devlet politikası olarak giderek daha çok denetimden, işçi sağlığı ve iş güvenliği politikalarından uzakta konumlandırıldığını görüyoruz.
https://www.blogger.com/blogger.g?blogID=3448302828363589487#editor/target=post;postID=3049229419318255634 
                               

Trafik kitaplığı için yeni bir kitap...


       Türk insanın trafikteki bazı davranışları diğer kültürlerden farklı mıdır? İşte bu kitap Türkiye toplumunda trafikte yaşanan durumların gerçekleşmesindeki kültürel sebepleri aramaktadır. Yani trafiğe kültürel açıdan yaklaşmaktadır. Türk insanı neden kurallara daha az uyar, önemsemez? Cezaları arttırmak, trafik eğitimlerini arttırmak çözüm müdür? Neden çok pahalı ve güvenli bir araç alıp sonrada emniyet kemeri uyarı sesi rahatsız etmesin diye kemeri işlevsiz şekilde bağlar? Bu ve daha fazla soru, kısacası Trafik Kültürümüz bu kitabın inceleme konusudur. Bu kitap Türk toplumundaki trafik sorununa klasik bakış açısının dışında antropolojik açıdan yani kültürel unsurları da dahil eden bir yaklaşım sergileme arzusundadır. Kitap doğal bir dille kolay okunur şekilde yazılmıştır. Sosyal bilimlerin pratik fayda sağlayan güncel çalışmalar yürütmesinden yanadır. İleri araştırmalar için önerilerin yanı sıra, toplumun bu sorununa dikkat çekerek giderilmesinde katkıda bulunmasını arzulamaktadır.   

Kitap


    
Kontrolden çıkan bir troleybüs, onun önünde duran beş işçi, yan yolda duran bir kişi ve kaderi değiştirme imkânı. Sürücü olarak beş kişiyi öldürmeyi mi, yoksa bir kişiyi kurban etmeyi mi seçersiniz? Peki ya sürücü değil de elindeki bir şalterle troleybüsün yönünü değiştirebilecek, kenardan izleyen biri olsaydınız… Şalteri indirir miydiniz? Veya diyelim ki bir üst geçitten olayı izliyordunuz. İşçileri kurtarmanın tek yolu troleybüsün önüne ağır bir nesnenin düşmesi ve yanınızda çok şişman bir adam var. Şişman adamı üst geçitten aşağı atar mıydınız?
     
Hafriyat kamyonu cinayetleri 
ve Şule İdil Dere davası
    
 evrensel WebTV 
                    
Trafikte yeni kurallar: Önceliği yayaya vermek zorunlu
İçişleri Bakanlığı’nın trafikte yaptığı yeni düzenlemeyle belirlenen noktalarda yaya geçişlerine öncelik verilmesi zorunlu kılındı.
Bakanlık, ‘Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın’ kampanyasını bugün hayata geçirerek 2019’u ‘Yaya Öncelikli Trafik Yılı’ ilan etti.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 74’üncü maddesindeki değişiklikle trafikteki can kayıplarının yüzde 23’ünü oluşturan yayalara dair düzenleme yapıldı.
Buna göre araç sürücüleri, trafik polisi veya trafik ışığı bulunmayan ancak trafik işareti veya levhalarıyla belirlenmiş kavşak giriş ve çıkışlarına, yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamak zorunda.
Sürücülerin buralardan geçen veya geçmek üzere bulunan yaya varsa ilk geçiş hakkını yayaya vermesi de zorunlu kılındı.
                      
Almanya’da dizel yasağı eylemi: Biz de artık Fransızca konuşacağız!
Yasaklama kararı çevreci hareketin başarısı olarak gösterilse de hava kirliliğinin asıl sorumluları olan otomobil tekellerinin görmezden gelinerek eski dizel araç sahiplerine yüklenildiği tartışmaları yapılıyor. Öte yandan dizel araç sahipleri de eylemler yapmaya başladı.
Baden-Württemberg Ulaştırma Bakanlığı önünde bu konuyla ilgili dördüncü eylem dün gerçekleştirildi. Eylemler sosyal medya üzerinden yapılan çağrılarla örgütleniyor. Kendilerine ‘Öfkeli vatandaşlar’ diyen bu kişiler, Stuttgart’ta bulunan Mercedes, Porsche, Bosch gibi tekellerin insan sağlığına verdikleri zararın tartışılmasını istiyor.
https://www.evrensel.net/haber/372711/almanyada-dizel-yasagi-eylemi-biz-de-artik-fransizca-konusacagiz
                 
Tren kazasında hayatını kaybedenlerin yakınları adalet için yürüdü
Cumhuriyet Meydanı Omurtak Caddesi'ndeki belediye hizmet binası önünde toplananlar, kazada yaşamlarını yitirenlerin isimlerinin bulunduğu tişörtleri giydi, fotoğraflarını taşıdı. Grup, “Adalet istiyoruz” şeklinde slogan atarak cadde boyunca yürüdü.
Kazada kızını, kız kardeşini ve yeğenini kaybeden Zeliha Bilgin, grup adına basın açıklamasını okudu.
Kazayı unutamadıklarını ve çok zor günler yaşadıklarını ifade eden Bilgin, “8 Temmuz günü o büyük ve acı kazada hepimiz canlarımızı kaybettik. Ben kızımı, kardeşimi, yeğenimi kaybettim. Hala kendimize gelemiyoruz. Devam eden yargı sürecinde iddianame hazırlanıyor. Kaza ile ilgili 360 kişinin ifadeleri alındı ve bunlar göz önünde bulundurularak iddianame hazırlanacak. Bu kazada ihmal değil, ihmaller zinciri vardı. Hayat bu kadar ucuz olmamalıydı. İhmaller zincirine imza atanlara soruyorum; Siz hiç evladınızı gömdünüz mü?” diye konuştu.
https://www.evrensel.net/haber/372698/tren-kazasinda-hayatini-kaybedenlerin-yakinlari-adalet-icin-yurudu 
                   

               

Trafik kazalarında 2018'in acı bilançosu

Türkiye genelinde geçen yıl meydana gelen 428 bin 74 trafik kazasında 3 bin 373 kişi yaşamını yitirdi, 310 bin 109 kişi yaralandı.
AA muhabirinin emniyet yetkililerinden aldığı bilgiye göre, 2018'de 336 bin 556'sı yerleşim yerlerinde, 91 bin 518'i bu yerlerin dışında olmak üzere polis sorumluluk bölgesinde 428 bin 74 trafik kazası meydana geldi.
Kazaların 2 bin 712'si ölüm, 183 bin 710'u yaralanma, 241 bin 652'si maddi hasarla sonuçlandı. Ülke genelinde geçen yılki kazalarda 3 bin 373 kişi hayatını kaybederken, 310 bin 109 kişi yaralandı.
Kazalarda 56 bin 469 kayıtla "yandan çarpma" ilk sırada yer aldı. Bunu 31 bin 593 ile "yayaya çarpma" ve 27 bin 227 ile "yoldan çıkma" takip etti.
Ölümlü ya da yaralamalı trafik kazalarına neden olan sürücü hatalarının 75 bin 463'ü "araç hızını yol, hava ve trafiğin gerektirdiği şartlara uydurmamak", 25 bin 783'ü "kavşak, geçit ve dar yerlerde geçiş önceliğine uymamak", 15 bin 859'u da "manevraları düzenleyen genel şartlara uymamak"tan oluştu.
Hafriyat Kamyonu ve Beton Mikserleri 2018'de 253 Can Aldı
Raporda verilerin toplanma biçimine yönelik şöyle bir açıklama bulunuyor:
“Yerel ve ulusal basın kaynağı taramasıyla elde ettiğimiz hafriyat kamyonu, beton mikseri ve kamu araçlarıyla can kaybı sonuçlarının gerçekte daha da yüksek olduğunu tahmin etmek zor değildir.
“Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), düzenli olarak yayımladığı trafikte can kayıplı olay istatistiğinde, raporumuza konu olan hafriyat kamyonu, beton mikseri, kamu aracı vb araç türüne ait verilere yer vermemektedir."
 Raporun tamamı için: