Otomobil, özgürlüğün sembolü, kişilik artırıcı, penis ikamesi otomobil hesap vermelidir burada. Colin Cremin

“pisi pisine”

 

 

İş cinayetlerini önlemek için gerçek adalet

Geride kalanlar bu katliamların ortak noktalarını görüyorlar. Bu ölümlerin, münferit trajediler olmadığını; yaşanan cinayetlerin bir sonrakine kapı açtığını anlatıyorlar. Adaleti bunun için talep ediyorlar; kendi sevdikleri “pisi pisine” hayatlarını kaybetmiş olmasın, yaşamlarını sürdürmek için bu sömürü cehenneminde gün geçtikçe ezilen tüm işçi ve emekçiler böyle katliamlarda hayatlarını kaybetmesin istiyorlar.

Ancak gelin görün ki yargı, güvenli bir çalışma ortamı ve yaşam hakkını garanti altına alması gereken başta Çalışma Bakanlığı olmak üzere, kamu görevlilerini aklamaktan geri durmuyor. Bilirkişi raporları, Gayrettepe yangınında hayatını kaybeden 29 kişiyi suçlarken yangına yönelik iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını, DJ’sinden komisine kadar birçok kişinin kendi iş tanımı dışında tadilatta çalıştırıldığını, neden tadilat izninin olmadığını denetlemesi gereken kamu görevlilerinde de “kusur” bulmuyor. Aynı süreç Dilovası davasında da sürüyor. “Bu iş yerinde çalışan kadınlar ve çocuklar neden kayıt dışı çalışıyor, neden önlemler alınmıyor, neden iş yerinin dibinde İŞKUR varken böyle bir katliam yaşanıyor, yıkım kararı varken bu bina neden yıkılmıyor, kamu görevlileri bu süreçte neden yokmuş gibi davranılıyor?” soruları sorulmuyor. Aileler yeni bilirkişi raporları istese de bunlar da reddediliyor.

Tüm bunlar,
sevdiklerini iş cinayetlerinde kaybeden ancak mücadele ettikçe patronların yargılanmasını sağlayan kadınlar için bir gerçeği ortaya çıkartıyor: Bu patronları koruyup kollayan, iş cinayetlerine göz yuman, önünü açan devlet mekanizmaları da sorumlu. Çünkü bu mekanizma patronlara işçileri sigortasız, kayıt dışı, düşük ücrete çalıştırma; can güvenliğini yok sayma cesaretini veriyor. Bu cesaret yalnızca hayatlarını kaybetmiş işçiler ve aileleri etkilemiyor; tüm işçileri ölümle burun buruna getiriyor. Özellikle kadın işçiler açısından esnek, güvencesiz çalışma devlet eliyle örgütleniyor. Çocuk işçilik MESEM’lerle resmileştiriliyor. İşçi sınıfının hayatı sermayeye kurban ediliyor; devlet de sermaye “kurbanı” keserken yanında duruyor.

Sıla Altun   Evrensel